Dök Mimarlık olarak hazırladığımız “SAZ ÇATILARIN KÜLTÜREL ETKİSİ” başlıklı makalemiz, TOKİ Haber dergisinin Haziran 2025 (Sayı 184) sayısında yayımlandı!
📍 Yayın: TOKİ Haber – www.tokihaber.com.tr
📅 Sayı: Haziran 2025 / Sayı 184
🎯 Kurum: T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı | Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)

Bu yazımızda, geleneksel saz çatıların mimari miras içindeki yerini tarihsel ve kültürel bir perspektifle inceledik. Yerel malzeme kullanımı, iklime duyarlılık, işçilik teknikleri ve günümüzdeki çağdaş örneklerle birlikte, saz çatının geçmişten bugüne nasıl bir köprü kurduğunu vurguladık.
Bu yayının bizim için önemi büyük. Çünkü biz mimarlığın yalnızca mekân üretmekten ibaret olmadığını; aynı zamanda bir düşünce biçimi, kültürel bir hafıza ve aktarıma açık bir anlatı olduğunu düşünüyoruz. TOKİ Haber gibi önemli ve kurumsal bir platformda yer almak, mimarlık bilgisini daha geniş bir topluluğa ulaştırmak ve DÖK Mimarlık olarak öğrenmeyi, öğretmeyi ve sorgulamayı merkezine alan bir yaklaşımı temsil etmek, bizim için hem ilham verici hem de geleceğe dair güçlü bir motivasyon kaynağı oldu.
🎓 Mimarlığı konuşmaya, sorgulamaya ve paylaşarak öğrenmeye devam edeceğiz. Yayınlarımızla daha kapsayıcı, düşünsel ve eleştirel bir mimarlık kültürüne katkıda bulunmayı sürdüreceğiz.
✍️ Makalemizin tam metni:
SAZ ÇATILARIN KÜLTÜREL ETKİSİ
Geleneksel yapı uygulamalarında saz kullanımının zorluklarını ve avantajlarını anlatan Kağan Keçeci, yerel kültürü yansıtan, pratik yaşam alanları sunan, pastoral hayatın simgesi olarak görülen ve doğal çevreyle bağlantılı bir yaşamı destekleyen saz çatıları, kültürel bağlamda ele alarak bu yapıların geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurduğunu vurguluyor.
Yüzyıllardır farklı coğrafyalarda geleneksel çatı kaplama türü olarak tercih edilen saz çatı uygulamasını tarihsel bağlamda ele alır mısınız?
Saz çatı uygulaması dünyanın dört bir yanında neredeyse her kültürün mimari tarihinde izi olan en eski yerel yapı tekniklerinden biridir. Yerel çevre koşullarında pratik bir çözüm olarak kullanılan sazın antik çağlardan beri kullanıldığı düşünülmektedir. Mısır, Mezopotamya ve erken Avrupa yerleşimleri de dahil olmak üzere eski uygarlıklardan elde edilen arkeolojik kanıtlar, sazın erişilebilir, yalıtkan ve su geçirmez bir örtü görevi gördüğünü göstermektedir. Mimar Eduardo Souza’nın belirttiğine göre yapılan araştırmalar sazdan yapıların, insanların göçebe hayattan tarıma dayalı hayata adım attıkları dönemde ortaya çıktığını gösteriyor.
Tarihsel olarak toplumlar, işlevsel ve estetik ihtiyaçları karşılayan çatılar inşa etmek için saz, saman, çimen ve palmiye yaprakları gibi yerel ve doğal malzemeleri kullanmışlardır. Yüzyıllar boyunca, kereste ve taşın kısıtlı veya erişilemez olduğu bölgelerde erişilebilir, uygun fiyatlı, yerel ve etkili bir çatı çözümü olarak pek çok yapıya hizmet etmiştir. Orta Çağ Avrupası’nda saz, özellikle saman ve su kamışı gibi yerel malzemelerin bol olduğu Britanya Adalarında kırsal konutlar ve kulübelerde çatı kaplama yöntemi hâline gelmiştir. Cotswolds’un saz çatılı evleri gibi kayda değer tarihi örnekler, bu tekniğin yüzyıllar boyunca kültürel sürekliliğinin ve adaptasyonunun yaşayan kanıtı olmuşlardır.

Cotswolds, Birleşik Krallık
Teknolojinin ilerlemesi ve Sanayi Devrimi’nin etkisiyle endüstriyel çatı kaplama malzemeleri pek çok yapıda daha verimli çözümler sunmuş olsa bile, bu pratik ürün, dünyanın dört bir yanında kırsal alanlarda yerel bir çözüm olarak varlığını devam ettirmektedir.
UZUN SOLUKLU BİR SÜREÇ
Geleneksel yapı uygulamalarında sazın kullanım biçimi, yapım teknikleri ve işçilik açısından karşılaşılan zorluklar nelerdir?
Sazdan çatıların yapımı ve bakımı emek isteyen uzun soluklu bir süreçtir. Uzman işçiler çiftler hâlinde çalışır, saz demetlerini birbirine bağlar ve telle bağlanmış bir iğneyi binanın içinden dışına doğru iterler. Su geçirmezlik, yalıtım ve dayanıklılık sağlamak için her katman titizlikle bağlanır ve sabitlenir. Çoğu saz çatıda gözlenen dik eğim (45°- 60°) su akışını kolaylaştırarak yapıya su girişini ve çürümeyi önlemek için tercih edilmektedir. Yapılarda nemin dışarı çıkmasını sağlamak için uygun havalandırma çok önemlidir, böylece çatının ömrü uzamakta ve çürüme azalmaktadır.
İyi inşa edilmiş sazdan bir çatı onlarca yıl dayanabilir. Japonya’da koruma altında saz çatılı 40 yapıya sahip Kayabuki no Sato’da yapıların korunması için saz çatıların 20 yılda bir değiştirilmesi gerektiği gözlemlenmiştir.

Kayabuki no Sato, Japonya
Onarımlar sırasında, yalnızca eğitimli işçiler katmanları sızıntı olmadan yeniden örebilmektedir. Saz çatıların onarımındaki bir başka zorluk da yangındır. Yapısı gereği kuru saman oldukça yanıcıdır ve çalışanların buna karşın önlem alması gerekmektedir. Yerel yasalar yapılarda yangın riskini azaltmak için yağmurlama sistemleri (Miyama, Japonya) veya işlenmiş sazlar kullanımını tanımlamaktadır.
KULLANILAN MALZEMELER BÖLGESEL FARKLILIKLAR GÖSTERİYOR
Saz çatılar, yerel bitki malzemelerinin üstü üste birbirlerine bağlanmasıyla inşa edilir. İşçiler kuru bitki demetlerini (saman, kamış, palmiye yaprakları, otlar, vb.) bir araya getirerek saçaklardan yukarıya doğru her biri alttakinin üzerine gelecek şekilde sererek suyun geçişine engel olacak şekilde yerleştirirler. Kullanılan malzemeler de bölgesel farklılıklar göstermektedir.
Tropikal bölgeler: Ekvator ve Pasifik bölgelerinde, Fiji ve Hawaii evlerinde çatı kaplaması için yelpaze palmiyesi veya Pandanus yaprakları kullanılır. Bali’de şeker palmiyesinin (ijuk) siyah lifleri özellikle tapınak ve türbe çatıları için kullanılır.

İjuk, Bali
Ilıman bölgeler: Buğday, arpa ve çavdar gibi saman yaygındır. Yalıtım ve hava geçirmezlik için uzun, üst üste binen katmanlar kullanılır. Kuzey Avrupa’da çatının eğimi, kar ve yağmur akışını kolaylaştırır. Ilıman bölgelerde genellikle tahıl samanları toplanır. İngiltere’de “longstraw” denilen buğday sazı, bataklıklardan toplanan “water reed” sazından ayrı konumlandırılır.
Kurak bölgeler: Çöllerde aşırı sıcaklıklara ve sıcaklık değişimlerine yalıtım sağlamak amacıyla daha kalın saz katmanları kullanılır ve su toplama teknikleri çatı tasarımına entegre edilir. Afrika’da yuvarlak kulübeler, ahşap direk çerçeveleri üzerine saman veya çimenlerin karmaşık örülmesiyle inşa edilmektedir. Doğu Afrika’da Kenya’daki Kikuyu kulübelerinde Imperata cylindrica (alang-alang) gibi otlar ya da şeker kamışı yaprakları dokunmaktadır. Güney Afrika ve çevresinde yaşayan Zulu halkına has iQukwane kulübesi, ince direklerin bir kubbe şeklinde bükülmesi ve etrafına sıkıca otların dokunması, ardından sazın stabilite için sarmal iplerle bağlanmasıyla oluşturulur.

iQukwane Kulübesi
Saz çatıların işlevsel faydalarını anlatır mısınız?
Sazın kalın ve katmanlı yapısı bol miktarda hava boşluğu yaratarak onu mükemmel bir yalıtkan hâline getirmektedir. Saz çatılı evler kışın sıcak, yazın serin kalır ve ısıtma-soğutmaya daha az ihtiyaç duyar. Yağmur sırasında, dış katmanlar hızla su tutar, böylece iç kısımdaki saz kuru kalır ve yoğunluğunu korur. Araştırmalar, yağışlı iklimlerde dahi en içteki katmanın donma noktasının üzerinde kaldığını ve termal konforu artırdığını göstermektedir.
Saz, kiremit veya metal çatıya göre oldukça hafiftir, yapısal yükü azaltır ve esnek mimari formlara olanak sağlar. Sazın en önemli özelliği sürdürülebilir bir malzeme olmasıdır. Yenilenebilir ve yerel olması sebebiyle kiremit ya da metal çatı sistemlerine göre daha küçük karbon ayak izine sahiptir ve yeniden kullanılabilir.
PASTORAL HAYATIN SİMGESİ
Sazdan çatıları pastoral kırsal yaşamla ilişkilendirmek yanlış olmaz sanırım, ne dersiniz?
Kesinlikle katılıyorum. Kırsal kökleri ve yerel bir malzeme olması sayesinde saz, pastoral cazibe ve halk geleneğiyle güçlü bir şekilde ilişkilendirilmektedir. Dalgalı saçakları ve saman kaplı çatısıyla sazdan bir kulübe, sanat ve edebiyatta basit bir kırsal yaşam tarzını ve huzuru sembolize etmektedir.
Macaristan’ın Balaton Gölü’ndeki yazlık evlerde yerel mimarinin gelenekselliğini yakalamak için bilinçli olarak saz kullanılmaktadır. Afrika’da, yerel otlarla inşa edilen sazdan kulübeler büyük topluluklar için yerel kültürü yansıtırken pratik yaşam alanları sunmaktadır. Güneydoğu Asya’da kırsal köylerde yaygın olan bambu ve palmiye sazdan yapılar, doğal çevreyle bağlantılı bir yaşamı
desteklemektedir. İngiltere’de sazdan kulübeler, pastoral bir hayatın simgesi olarak görülmektedir.
Sazdan çatılar bir inşaat tekniği olmakla birlikte aynı zamanda zengin bir tarihe, kültürel öneme de sahip. Saz çatı uygulamasını kültürel bağlamda ele alır mısınız?
Saz, birçok toplumda kültürel bir mirastır. Japonya’da geleneksel kayabuki evleri yarı ruhani bir statüye sahiptir. Saz çatı ustası Haruo Nishio saz çatılı yapıları “hiçlikten bir alan… bir ibadet yeri… Tanrı, Buda ve atalarımız için şükranla inşa edilmiş” olarak tanımlamaktadır. Uluslararası Küresel Miras Kurulları da sazın tarihi kimliğimizin önemli bir unsuru olduğunu sık sık vurgular.
Saz çatının yapıların belirleyici özelliği olduğuna, köy ve kırsal alanların karakterine katkıda bulunduğuna inanılmaktadır. Asırlardır süregelen saz çatılı yapıların katmanları, geçmişin günlük yaşamını ve tekniklerini ortaya çıkarabilecek arkeolojik hazineler olarak değerlendirilmektedir. Saz çatılar kültürel etki açısından geçmişimizi, kimliği ve el işçiliğinin devamlılığını temsil etmektedirler.
Saz çatılar gibi yerel malzemelerle inşa edilen yapıların, çevreyle kurduğu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Saz çatılar, yerel ekolojiyle birebir bağlantılıdır. Yapılarda yerel malzeme kullanılır. İklimsel ihtiyaçlar çatının biçimini şekillendirir. Çatının eğimi çevrenin koşullarına göre planlanmalıdır. Tropikal bölgelerde (muson iklimleri) çatı çok uzun ve dik yapılır. Eğim sayesinde yağmur çatıdan hızla akar ve iç mekândaki sıcak hava yükselerek yaşam alanından dışarı atılır. Filipinli bahay kubo veya Bahay-Kalibo tarzı evler sıcak havanın ve şiddetli yağmurların önüne geçmek adına geniş çıkıntılara sahip keskin açılı palmiye sazından bir çatıya sahiptir.

Bahay-Kalibo
Japonya’nın karlı kesimlerinde, gasshō-zukuri tarzında inşa edilen evler kar yükü oluşmaması adına 60° eğimle döşenen sazlara sahiptir.
Saz çatıların malzemesi ve inşa biçimleri bulunduğu çevreyi direkt olarak yansıtmaktadır. Bu nedenle, yerel şartlardan korunmayı sağlayan yerel çatılar tasarlanmalıdır.
“SAZ ÇATILAR GEÇMİŞİMİZ VE GELECEĞİMİZ ARASINDA KÖPRÜ KURUYOR”
Çağdaş mimaride saz kullanımının devam etmesini nasıl açıklarsınız?
Son yıllarda saz bir rönesans yaşamıştır. Birçok ülke bu tekniği destekleyen adımlar atmaktadır. Japonya’nın Miyama bölgesi, sazdan evleri yaşayan müzeler olarak korumak ve konaklama deneyimi sunmak için turizm programları (Countryside Stays girişimi) başlatmıştır. 2017 yılında Danimarka’da Mimarlık ofisi Dorte Mandrup, Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Wadden Denizi’ne açılan Wadden Denizi Merkezi tasarımında, bölgenin yapılı mirasıyla bağlantı kurmak üzere saz çatı tercih etmiş ve modern mimaride ekolojik arayışların devam ettiğini göstermiştir.

Wadden Denizi Merkezi, Danimarka
Hollanda saz çatı geleneğini sürdürmektedir. Avrupa dışında da pek çok ticari projede (oteller, hayvanat bahçesi pavyonları, kültür merkezleri) “sürdürülebilir” bir estetik elde etmek üzere saz kullanılmaktadır. Historic England gibi koruma kurumları belirli yapılarda saz kullanımını teşvik eden planlama kuralları ortaya koymaktadır. Bu girişimlerin yanında tarihi saz yapılar da özenle korunmaktadır.
Geçmişten günümüze gösterilen çabalar sayesinde bugün saz çatılar geçmişimiz ve geleceğimiz arasında bir köprü kuruyor. Zamana meydan okuyan ve gelişimimize tanıklık eden saz, bize geçmişin pratiği olarak değil, bir miras değeri ve tekrar ilgi duymaya başladığımız gerçek ve çok yönlü bir malzeme olarak hizmet etmeye devam ediyor.
Teşekkür
TOKİ Haber dergisinin Haziran 2025 (Sayı 184) sayısında yer verilen dosya haber kapsamında yayımlanan “Saz Çatılar” konusuna değerli katkıları ve aynı başlık etrafında yürüttükleri nitelikli çalışmaları nedeniyle, “İrlanda’nın Kültürel ve Mimari Mirası: Saz Çatılar” başlıklı makaleleriyle konuya ışık tutan:
Rümeysa Çılğasıt (ORCID & DergiPark)
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, Mimarlık Yüksek Lisans Programı
ve
Dr. Öğr. Üyesi Uğur Özcan (ORCID & DergiPark)
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mimarlık Bölümü
değerli akademisyenlere içten teşekkür eder, ortak bir kültürel miras konusuna farklı açılardan katkıda bulunmuş olmaktan memnuniyet duyduğumuzu belirtir, çalışmaları için kendilerini tebrik ederiz.
Ayrıca bu yayının gerçekleşmesinde gösterdiği ilgi, destek ve iletişim sürecindeki iş birliği için Editör Gül Demirdaş’a teşekkür ederiz.
Kaynakça:
ArchDaily. (2022, 14 Ocak). Saz çatılar: Mimarlıkta tarih, performans ve olasılıklar.
ArchDaily. (2024, 11 Nisan). Afrika’nın yerel kulübelerini keşfetmek: İklimsel ve sosyal bir mimari olarak dokuma.
BBC Travel. (2023, 9 Mayıs). McDonald, S. 5.000 yıllık bir zanaatın ustaları.
https://www.bbc.com/travel/article/20230518-the-masters-of-a-5000-year-old-craft
Countryside Stays Japan. Countryside Stays Japan. Japonya Turizm Ajansı.
https://countrysidestays-japan.com/index.html
Dilley, C. (2015). Saz çatılar ve açık cepheler: Chickee mimarisi ve Seminole toplumundaki değişen rolü. University Press of Florida.
https://doi.org/10.2307/j.ctvx06x3k
Keçeci, K. (2024, 12 Aralık). Dünya genelinde yerel mimaride saz çatılar. Dök Mimarlık.
https://dokmimarlik.com/dunya-genelinde-yerel-mimaride-saz-catilar/
Keçeci, K. (2024, 29 Kasım). Modern uygulamalarla saz çatı kaplamaları. Dök Mimarlık.
https://dokmimarlik.com/modern-uygulamalarla-saz-cati-kaplamalari/
Mandrup, D., & Hjortshøj, R. Wadden Sea Center. Divisare.
https://divisare.com/projects/395006-dorte-mandrup-rasmus-hjortshoj-coast-wadden-sea-center
Miyama Navi. Kayabuki no Sato.
https://miyamanavi.com/en/sightseeing/kayabuki-no-sato
Dök Mimarlık sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.





